Toplam Seri : 209
Bölüm : 7873
Altyazı : 7943
Özel/OVA : 98
Film : 41
Müzik : 1481
Arşiv Büyüklüğü :
Diğer Yorumları Göster >
   

Anime Hakkında
    Japon Medyasında Ve Animelerde Sansür Ve Denetim Mekanizmaları

1980'lerin ortalarından itibaren Japon popüler kültürünün küresel pazarda da dolaşıma giren örnekleri olan mangalar ve animeler, her ne kadar Japonya'da lisans üstü programı olan "Manga Çalışmaları" ile akademik araştırma kapsamına alınmışsa da; özellikle popüler kültür üzerine çalışan akademisyenler tarafından göz ardı edilmektedir. Genellikle metin çözümlemesi yapmak ile yetinilmektedir (Binark: 2002). Bu çalışmanın amacı anime ve mangada içerik analizinin ötesine geçerek, dağıtım ile ilgili kanunlar, sansürle ilgili yasal denetim gibi hukuki bir perspektiften animeleri incelemektir.

MANGA VE ANİMELERİN TARİHSEL GELİŞİMİ

"Bizim dinimiz yoktur. Bizim sadece eğlencenin gücüne ihtiyacımız vardır."
Takahashi

Manga ve anime Japonya'nın sanayileşmesi ile ortaya çıkmıştır. Animeyi Japon toplumundaki değişiklikleri, toplumsal siyasal ve kültürel çalışmaları ve yeni tüketim eğilimlerini izlemenin bir haritası olarak kullanmak mümkündür.

Japon Medyası'nda Sansüre Dair İki Zıt Yaklaşım: Stereotip Perspektif ve Batılılaşma Perspektifi

"Japon Medyası'nda Sansür: Bir Anket Raporu" adlı çalışmanın sahibi olan David Kowalewski'ye göre, Japon medyasının sansüre ve denetim mekanizmasına ilişkin tutumuyla ilgili olarak iki genel kanı vardır: Geleneksel ve kapalı bir toplumun özgürlük ve açıklık gibi değerleri göz ardı edeceğini öne süren "Stereotip/Basmakalıp Perspektif" ve bunun tamamen tersi bir yaklaşımla özgürlük ve açıklık gibi değerlerin bu toplumlarda köklendiğini savunan "Batılılaşma Perspektifi". Herzog gibi, Stereo tip yaklaşıma sahip olan yazarlar, Japonya'yı muhafazakar ve çelişkileri göz ardı eden bir toplum olarak nitelendirirler. Haklara ve özgürlüklere dair uzun süreli bir geleneğe sahip olmayan ülkelerin medyaları sadece göstermelik bir bireysellik gösterirler ve tek sesli olurlar. Fukushima ise Japonya'da medya çalışanlarının da elit kesimden olduklarını, bu nedenle kendileri gibi elit olanları eleştirmekten kaçındıklarını savunur (Fukushima: 1989). Batılılaşma Perspektifi'ne sahip olan Kerbo ve Mc Kinsky'e göre ise Japonya kültürel yeganeliğini de muhafaza ederek, Batı'nın demokratikleştirici normlarını içine sindirmiştir. Bu yaklaşıma göre, Japon medyası, kamuoyunun haklarının "bekçi köpeği" olma görevini başarıyla yerini getirmiştir. Kowalewsky, hepsi üniversite mezunu olan Japon medya çalışanlarına uyguladığı anket ile Japon medyasının sansürcü olmaktan uzak olduğu verisine ulaştı. (Kowalewsky'nin bulguları için bkz. Ekler.)

Bunun yanında Japon medyasında kadın çalışanların daha demokratik, dolayısıyla daha az sansür yanlısı olduğunu ve rekabet, anti-faşizm, anti-konformizm ve cinsiyetin sansürle dolaylı ama ölçülebilir bir bağlantıya (negatif korelasyon) sahip olduğunu ortaya koydu. Japonya'nın genel olarak "Konsensüs Politikasına" sahip olduğu iddia edilir. Ancak günümüzde Japon medya raporları bu konsensüse aykırı veriler ortaya koymaktadır. Yani Japon medyası üzerine yapılan çalışmalar, medyanın kamuoyunun bilme hakkına büyük oranda saygı gösterdiğini ortaya koymasına karşın, pek çok rapor da medya davranışlarının bu idealden çok uzak olduğunu göstermiştir.

TARİHTEN BUGÜNE JAPON MEDYASINDA VE ANİMELERDE SANSÜR VE DENETİM MEKANİZMALARI
"ANİMELERİN YASAL ÇERÇEVESİ: 175. MADDE"

Japonya'da sansür Tokugawa döneminde (1603-1867), odunlar üzerine çizilen resimlere uygulanmaya başlandı. Ahlakçılar ve sanatçılar arasındaki savaş o zamandan günümüze süregelmiştir. Meiji Restorasyonu'nundan sonra 1889'da "modern" hükümet yeni bir anayasa çıkardı. Bu anayasa hazırlanırken, ABD yerine Prusya (Almanya) ve İngiltere örnek alındı. Hükümet kendisine karşı yazılara yer vermemesi için gazeteleri denetlemeye başladı. 1880'lerde Ceza Kanunu hazırlandı ve "kamu ahlakına aykırı" ibaresinden yola çıkan 175. Madde'ye yer verildi. Bu madde günümüzde de uygulanmaktadır. Bu maddenin uygulanışı o kadar uç noktalara vardırılmıştır ki, Renoir ve Manet'nin resimlerindeki çıplaklıklar bir parça kumaşla kapatılmıştır. Zamanla denetim kurulları ve Japon Mahkemeleri "edepsizlik" ve "kamu ahlakı üzerinde zararlı etkisi olan" ibarelerini biraz gevşettiler. Çünkü bu süreç içerisinde kamuoyunun değer yargıları değişmişti.
1960'lardan beri Japonya'da eğlence amaçlı medya cinsellik ve şiddet içeren görüntüleri ile yurtdışında kötü bir üne sahip. Bu içeriğe özellikle animelerde, mangalarda, filmlerde ve video oyunlarında rastlanıyor. 1870'lerin başında Japon film endüstrisi çok miktarda cinsellik ve şiddet içeren filmler yaptı ve bunları piyasaya sundu. Bu tarz filmlerin etkilerini Japon toplumunda görmeyi bekleyenler ise böyle bir etki ile karşılaşmayınca şaşırdılar. Japon toplumunda ulusal birlik, onur ve değerlerle ilgili olarak hükümet duyarlılığa sahiptir. Hükümet çalışanlarına ve politikalarına, aileye ve dine saygı göstermek şarttır. Bu konularda eleştiri yapmak geleneksel toplumsal kurallara ve toplumun varlığına bir tehdit olarak algılanır. Bir kamu politikası olarak bütün konuların tartışılması ancak kültürel ve politik değerlere saygı çerçevesinde mümkündür. Zamanla bireysel haklarla ilgili konuları benimsemelerinin sonucu olarak 1947 Japon Anayasası'na "bireyin hak ve özgürlüklerini" gözeten 19-23. Maddeler eklendi. Ancak bu haklar geniş bir topluluğun ihtiyaçları çerçevesinde göz önüne alınmalıydı. Bu hakları keyfi şekilde topluluk huzuru pahasına kullanamazlardı. Her ne kadar, Madde 21'de "sansür uygulanmayacaktır" ibaresi yer alsa da, hükümet otoriteleri toplumsal hijyen/temizlik gerekçesiyle 1907 Suç Kodları'na müstehcen ürünlerin satış ve dağıtımıyla ilgili olarak Madde 175'i eklediler:

"...müstehcen yazıları, resimleri veya diğer tüm benzeri malzemeleri satan veya aynı şekilde kamuya gösterenler hapis veya para cezası ile cezalandırılacaklardır. Bu uygulama satış amacıyla bu tür malzemelere sahip olan kişileri de kapsamaktadır."

Ancak ne hükümet, ne de yargı "müstehcen malzemenin" açık bir tanımını yapmıştır. Bunun yanında bu malzemelerin kamu ahlakına ne tür bir zarar verdiği de belirtilmemiştir. Ancak konulan bu standartların Batı standartları olduğu açıktır. Yabancı ürünleri bu kurallara tabi tutarken de bazı sorunlarla karşılaşılmıştır. Örneğin bir Fransız sanat filminde Fransızca'nın kendine has incelikleri ile ifade edilmiş müstehcen çağrışımları tamamen dilin sanatsal kullanımını zedelemeden sansürlemek çok zordur. Japon müstehcenlik yasası yerel yönetimin, Gümrük Bürosu'nun ve denetim komisyonun görevidir. Gümrük Bürosu, filmleri de içeren ithal ürünlerin müstehcen olup olmadığını 1910 tarihli Gümrük Standartları Kanunu'nun 21. Maddesi'ne göre denetler. Burada müstehcenliğin ölçütü "cinsel isteği artırma, tiksinti ve utanç duyguları uyandırma" olarak belirlenmiştir. İkinci Dünya Savaşı süresince ve 1980'lere kadar Gümrük Bürosu yetkisini bu tarz görüntüleri kesmek ve bulanıklaştırmak şeklinde sürdürdü. Ancak ciddi sanatsal içerikler sansüre tabi tutulmamaktadır. Film sektöründe ülkeden ülkeye değişen standartların, kuralların olması her ülkeyi kendine ait gönüllü sansür organizasyonları kurmaya ve film yapımcılarını bu standartlara uymakla yükümlü tutmaya yöneltmiştir (Salt: 2000). Anime filmler de bu standartlara uymak zorundadırlar. 1970'lerde Voltes V, G-Force ve Mazinger Z gibi bazı animeler "politik temaları" Filipinler'de nedeniyle yasaklandılar. Haiman'a göre sansürün amacı bireyleri ahlakın çöküşünden kurtarmaktır. Bu nedenle, animeler de diğer TV ve sinema gösterileri gibi "ahlaka ve hukuka aykırı, edepsiz, suça ve şiddete yönlendirici" olduklarında sansürlenirler (Resmi Emir No 1986, 2001). Aynı şekilde animelerde pornografi ve şiddetin gösterilmesi silahlara, uyuşturuculara, sigaraya ilişkin çelişkili mesajlar sunulması, suç ve suçluların yüceltilmesi yasaktır.

175. Madde'nin Getirdikleri

Animelerin de, uymakta yükümlü oldukları Japon Suç Kodu'nun 175. Maddesi insanları müstehcenlikten korumak için hazırlanmıştır. Bu yasa, Japon insanına göre fazla muhafazakardır. 175. Madde'ye göre "her tip görsel sanatta cinsel organların gösterilmesi yasaktır". Bu yasanın yürürlükte olması nedeniyle Japonya'da satılan cd'lerde çıplak karakterlerin cinsel organları siyah noktalarla kapatılmıştır. Bu noktadan hareketle bazı ilginç sonuçlar doğmuştur [29].

TV ve Sinema İçerikleri Yaşa Göre Sınıflandırılışı

1. GP (General Patronage) : Tüm izleyicilerin izleyebileceği programlar
2. PG (Parental Guidance): Sadece ebeveynlerin gözetiminde izlenebilen programlar
3. R (Rated): Sadece yetişkinlerin izleyebileceği programlar

SONUÇ

Sıradan izleyicilerin tersine, anime hayranları farklı konularda animeler aramakta ve bunlara internetten ya da orijinal mangalardan ulaşmaya çalışmaktadırlar. Bu anlamsız sansür hareketlerini protesto ederek "anime bir sanat türüdür. Çizerlerin ve yazarların bir dizi veya sinema filmi yaparken sanatsal bir amaçları vardır. Animeler sansürlendiklerinde özgün hikaye bozulur. Yaratıcının vermek istediği anlam bozulur" demektedirler. Bu animelerin asıl hedef kitleleri anime hayranlarıdır. Eğer bu kişiler bir animenin aslının bozulduğuna inanırlarsa, o anime zaman ve para kaybı olacaktır. Bu tür animeler için video mağazaları vardır, ancak bu mağazalarda satılan animeler bile sansüre uğramaktadırlar. Madem sansür ahlakın avukatlığını yapma amacını güdüyor, entelektüel düşünme hakkına engel olmanın da ahlak dışı olduğu neden düşünülmüyor? Bizim eğlence olarak kabul ettiğimizi kendisi belirlemeye çalışarak sansür, bizim eğlence konusunda karar verebilecek yetide olmadığımızı iddia etmektedir. (Regidor: 2000)

Cinsellik ve şiddetin ne zaman sanat ve zaman "ahlaka aykırı" olduğu sorusuna yanıt vermek oldukça güçtür. Ancak bence bunu belirleyecek olan o ürünün hedef izleyici kitlesidir. Bu ürünler eğer izleyicileri tarafından sanatsal bulunuyorsa sansüre tabi tutulmamalıdırlar. Düzenleyicilerin bu sanat türüne yabancı insanlar ve kuruluşlar olarak, bu konuda nesnel ve doğru bir değerlendirme yapmaları mümkün değildir. Bu ayrımın kültürden kültüre, hatta aynı kültür içerisinde zaman içerisinde değişiklik göstermesi kaçınılmaz olduğu için Ceza Kanunları da geçerliliklerini çok kısa süre içerisinde kaybetmektedirler. Aynı zamanda bu kanunlar, sadece kanun hazırlayıcılarının fikirlerini içermeleri açısından yetersizlerdir.

Bu nedenle hazırlanan kanunlarda, izleyicilerin görüşlerine de yer verilmeli, zamana göre uyarlanabilecek esnek kurallar konulmalıdır. Yurtdışına pazarlanacak ürünlerde ise, o ülkelerin sosyo-kültürel yapılarına dikkat edilmelidir.

ŞEMALAR

Şekil 1 (Japon Kültürü, Güvenç, B.)

Ulusal (NHK) Radyo ve TV Programları (Zaman)

Yayın Türü Radyo (%) TV (%)
Haber 39,5 32,5
Eğitim 1,4 16,4
Kültür 30,4 25,6
Eğlence 28,7 25,3

Şekil 2 (Japon Kültürü, Güvenç, B.)

Hafta Günleri / (saat:dakika) Medya

Pazar Günleri / (saat:dakika)

3:19

TV 4:11

35

Radyo

31

20

Gazete 17

Şekil 3: Kowalewsky'nin bulguları

"Her zaman sansür yaparım" diyenler

(%) 0

"Genellikler sansür yaparım" diyenler

(%) 2
"Bazen sansür yaparım" diyenler (%) 21
"Nadiren sansür yaparım" diyenler (%) 30
"Asla sansür yapmam" diyenler (%) 47

Kaynaklar:

  1. Alexander, J (2000). "Obscenity, Pornography, (and Violence): Rethinking Oshima's In The Realm of the Senses", http://www.tulketh.high.btinternet.co.uk/kimota/reviews/n_erotic.htm.
  2. Aydın, Burak. "Aa-nii-mey (Anime), Men-gaa (Manga)".
  3. Aydın, Burak. "Japon Animasyonu-Anime".
  4. Aydın, Burak (2002). "Japonların Sonsuz Hayalleri ve Canlı Çizgileri", Geceyarısı Sineması. Ankara.
  5. Binark, Mutlu (2002). "Neden Japon Popüler Kültürü? Neden Manga?", Çizgili Hayat Kılavuzu. Der. Levent Cantek. İletişim Yayınları: İstanbul.
  6. Bredhoff, Stacey (1991). "Draw!: Political Cartoons From Left To Right". Washington DC: National Archieves.
  7. Cantek, Levent (der.)(2002). Çizgili Hayat Kılavuzu. İletişim Yayınları: İstanbul.
  8. Corliss, R (1999). "Amazing Anime", Time. New York.
  9. Erdemir, Elif (1993). Culture Space Relationship: Japanese Traditional Resident Interiors. Ankara: The Department of Interior Architecture and Environmental Design and Institute of Fine Arts İn Bilkent University.
  10. Gülnay, Reha (1986). "Tarihsel Gelişim İçinde Japon Kültür ve Sanatı". İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi.
  11. Güvenç, Bozkurt (1989). Japon Kültürü. Ankara: Türkiye İş Bankası.
  12. Hirono, Kyoko (1992). "Mr. Smith Goes To Tokyo: The Japanese Cinema Under The American Occupation". Washington DC: Smith Sonian Institute.
  13. Ishiromori, S. (1998). Japan Inc: An Introduction To Japanese Economics: The Comic Book. Berkeley: University of California Press.
  14. Jingxiang, Xu (1990). 200 Cartoons From China. Beijing: China Today Press, 1990.
  15. Kowalewski, D (1999). Asian Affairs: An American Review içinde, Censorship in the Japanese Media: A Survey Report. New York.
  16. Muratoğlu, Erhan (1993). A Sociological Study: Comics as the Sign of Popular Culture in the 20th Century. Ankara: Bilkent Üniversitesi.
  17. Özkaracalar, Kaya (2002). "Vampir Avcısı D: Kanşehveti", Altyazı.
  18. Pointon, S. (2000). "Orgasm as Acocalypse: Urotsukidoji: The Legend of the Overfiend", http://www.pornquest.com/secco/anime/animefaq.html .
  19. Regidor, M. (2001). "Anime Censorship: Otaku's View", http://www.studioproteus.com/mangasex.html .
  20. Reyes, L. (2000). http://www.pitt.edu/zander/oshimapaper.html , Akatod Retail.
  21. Saito, Hideo (1992). Cartoon Design. Tokyo: Bijutsu Shuppan-Shal, 1992.
  22. Server, Lee (1999). Asian Pop Cinema: Bombay To Tokyo. San Francisco, California: Chronicle Books.
  23. Smoadin, E (1993). Animation Culture: Hollywood Cartoons From The Sound Era. New Jersey: Rutgers University Press.
  24. Tebbult, J. (2000) "Video Vulture", http://www.ocf.berkeley.edu/~animage/v3ixKF.html .
  25. http://abpea.no-ip.com/ABPEA_FAQ.html
  26. http://heavenspit.com/bishooneen/article2.html
  27. http://www.akadot.com/article/article-censorship1.html
  28. http://www.animeagency.com/features/7.php
  29. http://www.greatwest.ca/ffwd/Issues/2000/0210/vid2.htm
  30. http://www.nzwritersguild.org.nz/overfiend.html
    Deniz Tansel
    Kaynak: Anime.gen.tr